Leylekler İçin Kemirgen Zehirleri ve Doğal Besin Kaynaklarının Azalması Büyük Tehlike Oluşturuyor
Rzeszów Üniversitesi’nden Dr. Natalia Tańska, fare ve sıçanlara karşı kullanılan yaygın zehirlerin, bu kemirgenleri avlayan leylekler için ölümcül bir tehlike yarattığı konusunda uyardı....
Rzeszów Üniversitesi’nden Dr. Natalia Tańska, fare ve sıçanlara karşı kullanılan yaygın zehirlerin, bu kemirgenleri avlayan leylekler için ölümcül bir tehlike yarattığı konusunda uyardı. Podkarpacie bölgesinde leyleklerin yıllık toplanma süreçleri ve Afrika göçü hazırlıkları sürerken, uzmanlar zehirli maddelerin yanı sıra kurbağa ve tosbağa gibi doğal besin kaynaklarındaki drastik düşüşe de dikkat çekti. Bölgedeki popülasyonun genel durumu henüz gidişatın kötüleştiğini göstermese de, insan faktörünün kuşlar üzerindeki olumsuz etkileri artarak devam ediyor.
İçindekiler
Kemirgen Zehirlerinin Leylekler Üzerindeki Ölümcül Etkisi
Rzeszów Üniversitesi Biyoloji, Doğa Koruma ve Sürdürülebilir Kalkınma Fakültesi’nden Dr. Natalia Tańska, PAP ajansına yaptığı açıklamada, fare ve sıçanları zapt etmek amacıyla kullanılan zehirlerin leylekler için ölümcül bir tuzak oluşturduğunu belirtti. Kuşların, daha önce zehir yutmuş olan kemirgenleri avlaması sonucunda zehirlendiğini ve bu durumun onları yaban hayatı yardım merkezlerine kadar götürdüğünü ifade eden Tańska, besin kıtlığından ziyade insan faaliyetlerinin kuşlara daha çok zarar verdiğinin altını çizdi.
Doğal Besin Kaynaklarında Drastik Düşüş
Araştırmacı, leyleklerin diyetinde önemli bir yer tutan kurbağa ve tosbağa gibi amfibiyenlerin sayısında belirgin bir azalma olduğunu vurguladı. Geçmiş yıllarda yaz akşamlarında yollarda çok sayıda kurbağa ile karşılaşmanın mümkün olduğunu belirten Tańska, günümüzde bu hayvanları görmenin oldukça güçleştiğini ve bu yıl yalnızca tek bir kurbağa gördüğünü dile getirdi.
Podkarpacie’deki Popülasyon Durumu ve Göç Öncesi Toplanmalar
Yaşanan bu olumsuzluklara rağmen, Podkarpacie bölgesinde yürütülen gözlemler yerel leylek popülasyonunun durumunda ani bir kötüleşmeye işaret etmiyor. İzlenen yuvaların çoğunluğunun dolu olduğu ve birçoğunda en az iki yavrunun büyütüldüğü kaydedildi.
Sonbahar göçü öncesinde leylekler, besin açısından zengin alanlarda bir araya geliyor. Podkarpacie’de “sejmik” adı verilen ilk büyük leylek grupları ağustos başında taze biçilmiş çayırlar, meralar ve sulak alanlarda görülmeye başlandı.
Leyleklerin Toplanma Davranışı ve Göç Yolculuğu
Uzmanlar, sejmik adı verilen bu toplanmaların kuşların göç tarihini veya rotasını ortaklaşa belirlediği anlamına gelmediğini belirtiyor. Bu buluşmaların önceden ayarlanmadığını, leyleklerin yalnızca bol besin bulunan yerlerde toplandığını ve genç kuşların bu süreçte yetişkinlerin deneyimlerinden faydalandığını açıklayan Tańska, kışlama bölgelerine bağlı olarak leyleklerin 5 ila 10 bin kilometre arasında yol kat ettiğini, bu mesafeyi tek uçuşta değil, günlük 100 ila 300 kilometre arasında değişen mesafelerle, beslenme ve dinlenme molaları vererek aştıklarını kaydetti.
Termal Akımlar ve Hava Koşullarının Uçuşa Etkisi
Göç sırasında leyleklerin aktif olarak sürekli kanat çırpmak yerine, ısınan zeminden yükselen sıcak hava akımları olan termal bacaları kullandıkları ifade edildi. Kuşların bu sayede planör gibi yükselip ilerleyebildiği, ancak bu yöntemin onları hava koşullarına karşı oldukça bağımlı kıldığı ve fırtına gibi olumsuz durumlarda göçü bekleyerek yerlerinde kaldıkları belirtildi.
Göç Takvimi ve Genç Leyleklerin Uçuş Eğitimi
Göçün başlangıç tarihi; üremenin tamamlanması, yavruların bağımsız hale gelmesi, gün uzunluğu ve gece sıcaklıklarına bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Podkarpacie’deki bu yılki gözlemler, leyleklerin göç hazırlıklarına olağandışı bir erkenlikle başlamadığını gösteriyor.
Dr. Tańska, genç leyleklerin bu yıl uçuş eğitimine hafif bir gecikmeyle başladığını, ağustos başında bile bazı yavruların yuvalarda kalarak ebeveynlerinin getirdiği besinlerle beslendiğini ve uçma alıştırmaları yaptığını aktardı.
İlk olarak genç kuşların ve kuluçkayı kaybeden bireylerin göç ettiğini belirten uzman, yavrularını büyüten yetişkinlerin ise enerji rezervlerini yenilemek için daha fazla zamana ihtiyaç duyduklarını ve bu nedenle eylül ortasına kadar kalan zayıf veya hastalanmış bireylerle birlikte Afrika’ya biraz daha geç hareket ettiklerini sözlerine ekledi.
Kaynak : GazetaPrawna






